23 Ekim 2016 Pazar

Sonbahar

Sonbahar gelmiş cennetime Çınarlar yapraklarını dökmüş Sarsılmaz sandığım o koca çınar Sonbahara yenik düşmüş Gözlerinin feri sönmüş Sincaplar yuvalarına çekilmiş, Hayat durmuş, Hâkimiyet rüzgarın olmuş, Bütün yapraklar ona el pençe divan durmuş. Böcekler cevizimin gövdesine yuva yapmış, İliklerini kurutmuş. Sonbahar gelmiş yine Ayrılık acısı sarmış dört yanı Günden, güneşten, sıcaktan ayrılış Sevdalının kollarından, Yüz sürülesi eteğinden, Yumuşacık bağrından ayrılış Vakit gelmiş, çatmış. Şimdi göçmen kuş olma vaktidir asıl Alıp başı çekip gitmenin Cenneti başka yerde bulmanın vaktidir. Ama ne yazık ki ben göçemem Bir garip kuşum, uçarım ama göçemem. Dört nala bir atım, koşarım ama göçemem. Minik bir tosbağayım, yürürüm ama göçemem. Ya göçer de geri dönemezsem diye korkarım. Ya cennetime, Sevgilime kavuşamazsam diye korkarim. Düşündükçe bile ağlarım. Ben onun aşkına divane, Ayrılamam dizleri dibinden, Sonbahara da, kara kışlara da katlanırım. Çünkü umut vardır içimde; Bahar tekrar gelecek, Kuşlar tekrar cıvıldayacak, Kara kargaya kalmayacak bu diyar, Çınar tekrar dirilecek tüm heybetiyle, Ceviz tekrar uğuldayacak, Sevgili tüm güzellikleriyle Karşımda salınacak... Seher 16.10.2016 (SD dönüşü)

12 Eylül 2009 Cumartesi

Ağlamaklı Gözler

Kimse bakınca anlayamaz
Derininde ne yatar ağlamaklı gözlerin
Bir sel fışkırmak üzeredir
Berrak, ağlamaklı gözlerden
Naber desen duygulanır
"İyi işte" der, dert yanmaz

Bazen önümüzde, bazen arkamızda
Bazen yanıbaşımızdadır
Böyle insanlar
Ama biz yanıbaşımızdakini bile farketmeyiz
Bilindik bir yere, bilinmeyen insanlarla
Yolculuk etmekteyizdir çünkü

Her daim ters cevaptan korkar insanlar
Halbuki yürek aynıdır
Cevap da aynıdır
Niye ters olsun ki?
Bilir yanımızdaki yolcu da
Bir daha karşılaşmanın binde bir ihtimal olduğunu

23.06.2009

Bir Su Damlası Olsaydım

Bir su damlası olsaydım
Ne çok yer gezerdim
Tüm kıtaları, tüm denizleri
Tüm okyanusları dolaşırdım

Nehirlerde akardım
Göğe çıkar kuş bakışı bakardım
İnsan vücuduna girer
Hücrelerle tanışırdım

Kurudu sanılırdım
Ama havaya karışırdım
Bir oksijen atomu olsam bile yeterdi
Tüm dünyayı gezerdim

Önce Avusturalya yerlileriyle yaşar
Ordan rüzgarla kuzeye geçerdim
Yolda Afrikalıları görür
İngiltere'ye yağmur olurdum

Kaldırımlara çarpar
Yer altındaki labirentlere akardım
Sonra tekrar güneşle buluşup
Gökyüzüne çıkardım

Eğer bir su damlası olsaydım...

12 Ağustos 2009 Çarşamba

Başka bahara kaldı mutluluk...

Başka bahara kaldı mutluluk
Yas, matem havası var bugün de
Esiyor rüzgarlar sert sert
Sürüklüyor beni olmak istemediğim yere
Uzaklarda gizli kalmış bir "diyar" var
Çölün ortasında bir vaha misal
Ama buranın dağları da aldatıcı
Rüzgara akıl sır ermiyor
Yol yok, harita yok, kaktüs bile yok
Bir güneş var, bir de ayaz
Bir rüzgar var durmadan esen
Bir de başka bahara kalan mutluluk

Kürek çekmek istiyorum ben de bazen hayata...

Kürek çekmek istiyorum ben de bazen hayata
Ama bu denizler çok kabarık
Ben ilerlemeye çalıştıkça
Geri geri sürüklüyor engeller
Elimde sadece kürekler var
Altımda bir küçük kayık
Kollarımda kas yok
Gemimde yoldaş yok
Bir denizin ortasında yapayalnız
Dalgalarla boğuşuyorum yıllardır
İçimdeki gücün, neye kime ait olduğunu bilmiyorum
Uzaklarda gördüğüm o kara parçasının, o "diyarın"
Umududur belki
Bir gün birileri ateşe verirse
Kovalar yanımda hazır bekliyorum
Batar bu gemi de... batar...

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Ölmek Ne Demek?

Ölümün koynunda
Ölümü beklemek
Sen bilir misin bu ne demek
Bilemezsin
Çünkü tatmadan, yaşanmadan bilinmez

Ya günlerin kalmıştır
Ya dakikaların
Öylece ölmeyi beklersin
Yaşama dönmen için ihtimaller azalmış
Sen bilir misin yaşarken ölmek ne demek?

Ya arkanda kalanlar
Seni seven insanlar
Ama kimsen yoksa
Zaten anlamsız her şey
Tadı yok hiçbir şeyin
Sen bilir misin kimsesiz ölmek ne demek?

Ya dolu geçmiştir
Ya da bomboş
Ya mutlu olmuşsundur
Ya da mutsuz huzursuz
Anlamaya çalışırken bakmışsın ki süre bitmiş
Sen bilir misin hayatının baharında ölmek ne demek?

Orada

İçime işleyen soğuğu
Bir nefesle dışarı attım
Ağzımdan dumanlar çıkıyordu
Gözlerim batmakta olan güneşin
O azametli parıltısına kapılıp uyuşmuştu
Kendimi manzaraya böyle kaptırmışken
Sen geldin birden aklıma
Önüme çöken bu karanlıkta
Yolumu kaybettim
Bulamadım bir daha

Artık her batan güneş
Bana seni hatırlatır
Gün boyu aydınlattıktan sonra kaybolur
Etrafla birlikte gözlerim de kararır
Kızıla dönmüşken gökyüzü
Sanki yangınların habercisidir
İçimde patlayıp sönen volkanları anımsatır
Geriye bıraktığı kapkaranlık şehir
Çaresizdir
Tıpkı bendeki küle dönmüş kalp gibi
İnsanlar umutla yarını bekler
Benim bekleyecek yarınım bile yok
Son kalan köz parçası da
Çoktan küle dönüp uçup gitti
Bir tek hayali var zihnimde
Ama o da tıpki geçip giden nice anılar gibi
Silinmeye yüz tuttu